Emre
New member
Çünkü PhD'nin maliyeti yalnızca okul ücretinden ibaret değildir. En büyük maliyetlerden biri fırsat maliyetidir.
Örneğin yılda 100 birim gelir elde edebileceğiniz bir klinik kariyer yerine birkaç yılınızı araştırma eğitimine ayırıyorsanız, yalnızca eğitim masrafını değil, çalışmadığınız dönemdeki potansiyel geliri de hesaba katmanız gerekir.
Buna karşılık akademik kariyer, araştırma fonları, üniversite pozisyonları, teknoloji şirketleri veya biyoteknoloji gibi alanlarda uzun vadeli farklı fırsatlar doğabilir.
Dolayısıyla PhD'yi “maaş artırma sertifikası” olarak görmek bence yanlış stratejidir.
PhD daha çok kariyer opsiyonlarını değiştiren bir yatırım olarak düşünülmeli.
Erkekler ve kadınlar açısından kariyer beklentileri nasıl değerlendirilebilir?
Burada cinsiyet üzerinden kesin karakter yargıları yapmak doğru olmaz. “Erkekler sonuç odaklıdır, kadınlar duygusal düşünür” gibi genellemeler bilimsel açıdan da sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Ancak diş hekimliği topluluklarında farklı insanların PhD kararını verirken farklı öncelikler taşıdığı açık.
Bazı erkek adaylar için araştırmanın ölçülebilir çıktıları; yayın sayısı, akademik pozisyon, proje yönetimi, laboratuvar altyapısı, patent veya sektörel kariyer gibi sonuçlar daha belirleyici olabilir.
Bazı kadın adaylar ise akademik çevre, mentorluk, iş-yaşam dengesi, çalışma kültürü, ekip ilişkileri ve aile yaşamıyla kariyerin nasıl birlikte yürütülebileceği gibi sosyal boyutları daha fazla sorgulayabilir.
Ama aynı şekilde bunun tam tersi de gayet mümkündür.
Bu nedenle cinsiyete göre karar vermektense kişinin değerlerini merkeze almak daha doğru.
Asıl sorulması gereken şu:
“Benim için başarı ne?”
Daha yüksek gelir mi? Akademik unvan mı? Hastalara doğrudan hizmet etmek mi? Bilimsel keşif yapmak mı? Esnek çalışma mı? Yeni teknolojiler geliştirmek mi? Öğrenci yetiştirmek mi?
PhD kararı aslında bu soruların cevabına bağlı.
PhD'nin psikolojik ve sosyal tarafı neden küçümsenmemeli?
Araştırma kariyerinin dışarıdan görünen tarafı genellikle oldukça prestijli: “Dr.” unvanı, yayınlar, kongreler, üniversite ortamı…
Fakat araştırmanın günlük hayatı çok daha farklı olabilir.
Bir deneyin çalışmaması, beklenen sonuçların çıkmaması, makalenin hakemlerden dönmesi veya veri toplamanın aylar sürmesi mümkündür.
Klinikte ise çoğu zaman hastanın tedavisini planlar, uygular ve sonucunu görürsünüz. Araştırmada ise “sonuç” yıllar sonra ortaya çıkabilir.
Bu nedenle PhD yapacak kişinin belirsizliğe toleransı önemli.
NIDCR de diş hekimi-bilim insanlarının klinik sorumlulukları ile araştırma kariyerini birlikte yürütmesinin zor olabileceğine özellikle dikkat çekiyor.
Bence bu, PhD kararındaki en gerçekçi uyarılardan biri.
Bilimsel merakınız varsa bu belirsizlik heyecan verici olabilir. Daha çok hızlı ve somut sonuçlardan hoşlanıyorsanız aynı süreç zaman zaman yorucu gelebilir.
PhD'nin en büyük avantajı: İyi bir soru sormayı öğrenmek
Diş hekimliğinde eğitim sırasında çoğunlukla “Bu hastaya hangi tedaviyi uygulamalıyım?” sorusuna odaklanılır.
PhD ise bir adım geriye çekilip şunu sordurur:
“Bu tedavinin işe yaradığını nereden biliyoruz?”
Sonra soru daha da derinleşir:
“Kimlerde işe yarıyor?”
“Ne kadar süre işe yarıyor?”
“Alternatif tedavi daha mı iyi?”
“Bu sonucu etkileyen biyolojik mekanizma ne?”
“Çalışmanın örneklemi yeterli mi?”
“İstatistiksel olarak anlamlı olan sonuç klinik olarak da önemli mi?”
İşte burada diş hekimliği ile biyostatistik, epidemiyoloji, moleküler biyoloji, psikoloji ve sağlık ekonomisi birbirine bağlanır.
Örneğin bir materyalin laboratuvarda daha yüksek dayanıklılık göstermesi, bunun hastada daha iyi uzun dönem sonuç vereceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde istatistiksel olarak anlamlı bir fark, hastanın gerçekten hissedeceği kadar büyük bir fark olmayabilir.
PhD eğitiminin değerli taraflarından biri tam olarak bu ayrımları yapabilmektir.
PhD yapmak isteyen diş hekimi öncelikle neye bakmalı?
Bence programın adına değil, araştırma ekosistemine bakmak gerekiyor.
Bir doktora programı seçerken şu sorular çok daha anlamlı:
- Danışmanın son yıllardaki yayınları nasıl?
- Öğrencileri zamanında mezun oluyor mu?
- Laboratuvar altyapısı yeterli mi?
- İstatistik ve metodoloji desteği var mı?
- Öğrencinin kendi araştırma sorusunu geliştirmesine izin veriliyor mu?
- Uluslararası iş birlikleri mevcut mu?
- Öğrenciler kongrelere ve yayın süreçlerine dahil ediliyor mu?
- Finansman veya burs imkânı var mı?
- Klinik çalışma yapılacaksa hasta erişimi yeterli mi?
- Mezunların akademik veya sektörel kariyerleri nasıl?
NIDCR'nin araştırma kariyerleri için sunduğu eğitim yollarında DDS/DMD-PhD programlarının yanında doktora sonrası araştırma eğitimleri ve farklı kariyer geliştirme destekleri bulunması da aslında aynı noktayı gösteriyor: PhD tek başına bir kariyer değil, uzun bir araştırma kariyerinin parçalarından biri.
Peki klinikte çalışmaya devam ederken PhD yapılabilir mi?
Teorik olarak evet; pratikte ise araştırmanın türüne bağlı.
Klinik araştırma yapan bir diş hekimi için haftanın belirli günlerini klinikte geçirmek araştırma sorusunu gerçek hasta deneyimiyle besleyebilir.
Ancak hücre kültürü, hayvan deneyleri, moleküler biyoloji veya yoğun laboratuvar çalışması gerektiren bir PhD'de aynı anda yoğun klinik çalışma yürütmek çok daha zor olabilir.
Burada “hem klinisyen hem akademisyen olayım” düşüncesinin romantik tarafıyla gerçek çalışma yükünü birbirinden ayırmak gerekiyor.
NIH'nin güncel dentist-scientist programlarında bile klinik sorumlulukların araştırma zamanı üzerindeki etkisinin özel olarak ele alınması bunun yalnızca kişisel bir planlama problemi olmadığını gösteriyor.
Sonuç: PhD diş hekimi için bir unvandan çok düşünme biçimi değişikliğidir
Diş hekimliğinde PhD'nin değerini yalnızca “kaç para kazandırır?” veya “akademik unvan verir mi?” sorularıyla değerlendirmek eksik kalıyor.
PhD'nin asıl farkı, diş hekiminin bilimsel bilgiyle ilişkisini değiştirmesi.
Klinisyen olarak mevcut bilgiyi kullanırsınız.
Araştırmacı olarak o bilginin nasıl üretildiğini sorgularsınız.
Klinisyen-bilim insanı olduğunuzda ise iki dünyayı birbirine bağlarsınız.
Bunun gerçek hayattaki karşılığı oldukça büyük olabilir: Daha iyi materyaller, daha güvenli tedaviler, daha doğru tanı yöntemleri, yeni ilaç hedefleri, daha etkili koruyucu sağlık programları veya sağlık hizmetlerinde daha iyi karar modelleri ortaya çıkabilir.
Amerikan Diş Hekimleri Birliği de diş hekimliği derecesinin araştırma, akademi, ürün geliştirme ve diğer klinik dışı kariyerlere açılabileceğini vurguluyor.
Bu yüzden forumdaki asıl tartışmayı belki de “PhD yapılır mı?” sorusundan başlatmamak gerekiyor.
Daha ilginç sorular şunlar:
Diş hekimliği mezunuyken sizi PhD'ye iten şey ne olurdu: bilimsel merak mı, akademik kariyer mi, klinikte gördüğünüz bir probleme çözüm bulma isteği mi?
PhD ile uzmanlık arasında seçim yapmak zorunda kalsanız, kısa vadeli klinik sonuçları mı yoksa uzun vadeli bilimsel etkiyi mi önceliklendirirdiniz?
Klinik gelirden birkaç yıl vazgeçip araştırmaya yönelmek sizce mantıklı bir kariyer yatırımı mı?
Bir diş hekiminin iyi bir araştırmacı olabilmesi için klinik deneyim mi, yoksa güçlü araştırma eğitimi mi daha belirleyici?
Bence en önemli soru ise şu:
“Ben beş yıl sonra yalnızca daha iyi bir diş hekimi mi olmak istiyorum, yoksa diş hekimliğinin nasıl yapılacağını değiştirebilecek bilgi üretmek mi istiyorum?”
İkinci cevap size daha yakınsa, PhD gerçekten üzerinde düşünmeye değer bir yol olabilir.
Kaynakçayı bağlantılı biçimde ekleUzmanlık ve doktorayı tabloyla karşılaştır
Kaynakçayı bağlantılı biçimde ekle
Uzmanlık ve doktorayı tabloyla karşılaştır
Cinsiyet bölümünü klişelerden arındır
Örneğin yılda 100 birim gelir elde edebileceğiniz bir klinik kariyer yerine birkaç yılınızı araştırma eğitimine ayırıyorsanız, yalnızca eğitim masrafını değil, çalışmadığınız dönemdeki potansiyel geliri de hesaba katmanız gerekir.
Buna karşılık akademik kariyer, araştırma fonları, üniversite pozisyonları, teknoloji şirketleri veya biyoteknoloji gibi alanlarda uzun vadeli farklı fırsatlar doğabilir.
Dolayısıyla PhD'yi “maaş artırma sertifikası” olarak görmek bence yanlış stratejidir.
PhD daha çok kariyer opsiyonlarını değiştiren bir yatırım olarak düşünülmeli.
Erkekler ve kadınlar açısından kariyer beklentileri nasıl değerlendirilebilir?
Burada cinsiyet üzerinden kesin karakter yargıları yapmak doğru olmaz. “Erkekler sonuç odaklıdır, kadınlar duygusal düşünür” gibi genellemeler bilimsel açıdan da sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Ancak diş hekimliği topluluklarında farklı insanların PhD kararını verirken farklı öncelikler taşıdığı açık.
Bazı erkek adaylar için araştırmanın ölçülebilir çıktıları; yayın sayısı, akademik pozisyon, proje yönetimi, laboratuvar altyapısı, patent veya sektörel kariyer gibi sonuçlar daha belirleyici olabilir.
Bazı kadın adaylar ise akademik çevre, mentorluk, iş-yaşam dengesi, çalışma kültürü, ekip ilişkileri ve aile yaşamıyla kariyerin nasıl birlikte yürütülebileceği gibi sosyal boyutları daha fazla sorgulayabilir.
Ama aynı şekilde bunun tam tersi de gayet mümkündür.
Bu nedenle cinsiyete göre karar vermektense kişinin değerlerini merkeze almak daha doğru.
Asıl sorulması gereken şu:
“Benim için başarı ne?”
Daha yüksek gelir mi? Akademik unvan mı? Hastalara doğrudan hizmet etmek mi? Bilimsel keşif yapmak mı? Esnek çalışma mı? Yeni teknolojiler geliştirmek mi? Öğrenci yetiştirmek mi?
PhD kararı aslında bu soruların cevabına bağlı.
PhD'nin psikolojik ve sosyal tarafı neden küçümsenmemeli?
Araştırma kariyerinin dışarıdan görünen tarafı genellikle oldukça prestijli: “Dr.” unvanı, yayınlar, kongreler, üniversite ortamı…
Fakat araştırmanın günlük hayatı çok daha farklı olabilir.
Bir deneyin çalışmaması, beklenen sonuçların çıkmaması, makalenin hakemlerden dönmesi veya veri toplamanın aylar sürmesi mümkündür.
Klinikte ise çoğu zaman hastanın tedavisini planlar, uygular ve sonucunu görürsünüz. Araştırmada ise “sonuç” yıllar sonra ortaya çıkabilir.
Bu nedenle PhD yapacak kişinin belirsizliğe toleransı önemli.
NIDCR de diş hekimi-bilim insanlarının klinik sorumlulukları ile araştırma kariyerini birlikte yürütmesinin zor olabileceğine özellikle dikkat çekiyor.
Bence bu, PhD kararındaki en gerçekçi uyarılardan biri.
Bilimsel merakınız varsa bu belirsizlik heyecan verici olabilir. Daha çok hızlı ve somut sonuçlardan hoşlanıyorsanız aynı süreç zaman zaman yorucu gelebilir.
PhD'nin en büyük avantajı: İyi bir soru sormayı öğrenmek
Diş hekimliğinde eğitim sırasında çoğunlukla “Bu hastaya hangi tedaviyi uygulamalıyım?” sorusuna odaklanılır.
PhD ise bir adım geriye çekilip şunu sordurur:
“Bu tedavinin işe yaradığını nereden biliyoruz?”
Sonra soru daha da derinleşir:
“Kimlerde işe yarıyor?”
“Ne kadar süre işe yarıyor?”
“Alternatif tedavi daha mı iyi?”
“Bu sonucu etkileyen biyolojik mekanizma ne?”
“Çalışmanın örneklemi yeterli mi?”
“İstatistiksel olarak anlamlı olan sonuç klinik olarak da önemli mi?”
İşte burada diş hekimliği ile biyostatistik, epidemiyoloji, moleküler biyoloji, psikoloji ve sağlık ekonomisi birbirine bağlanır.
Örneğin bir materyalin laboratuvarda daha yüksek dayanıklılık göstermesi, bunun hastada daha iyi uzun dönem sonuç vereceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde istatistiksel olarak anlamlı bir fark, hastanın gerçekten hissedeceği kadar büyük bir fark olmayabilir.
PhD eğitiminin değerli taraflarından biri tam olarak bu ayrımları yapabilmektir.
PhD yapmak isteyen diş hekimi öncelikle neye bakmalı?
Bence programın adına değil, araştırma ekosistemine bakmak gerekiyor.
Bir doktora programı seçerken şu sorular çok daha anlamlı:
- Danışmanın son yıllardaki yayınları nasıl?
- Öğrencileri zamanında mezun oluyor mu?
- Laboratuvar altyapısı yeterli mi?
- İstatistik ve metodoloji desteği var mı?
- Öğrencinin kendi araştırma sorusunu geliştirmesine izin veriliyor mu?
- Uluslararası iş birlikleri mevcut mu?
- Öğrenciler kongrelere ve yayın süreçlerine dahil ediliyor mu?
- Finansman veya burs imkânı var mı?
- Klinik çalışma yapılacaksa hasta erişimi yeterli mi?
- Mezunların akademik veya sektörel kariyerleri nasıl?
NIDCR'nin araştırma kariyerleri için sunduğu eğitim yollarında DDS/DMD-PhD programlarının yanında doktora sonrası araştırma eğitimleri ve farklı kariyer geliştirme destekleri bulunması da aslında aynı noktayı gösteriyor: PhD tek başına bir kariyer değil, uzun bir araştırma kariyerinin parçalarından biri.
Peki klinikte çalışmaya devam ederken PhD yapılabilir mi?
Teorik olarak evet; pratikte ise araştırmanın türüne bağlı.
Klinik araştırma yapan bir diş hekimi için haftanın belirli günlerini klinikte geçirmek araştırma sorusunu gerçek hasta deneyimiyle besleyebilir.
Ancak hücre kültürü, hayvan deneyleri, moleküler biyoloji veya yoğun laboratuvar çalışması gerektiren bir PhD'de aynı anda yoğun klinik çalışma yürütmek çok daha zor olabilir.
Burada “hem klinisyen hem akademisyen olayım” düşüncesinin romantik tarafıyla gerçek çalışma yükünü birbirinden ayırmak gerekiyor.
NIH'nin güncel dentist-scientist programlarında bile klinik sorumlulukların araştırma zamanı üzerindeki etkisinin özel olarak ele alınması bunun yalnızca kişisel bir planlama problemi olmadığını gösteriyor.
Sonuç: PhD diş hekimi için bir unvandan çok düşünme biçimi değişikliğidir
Diş hekimliğinde PhD'nin değerini yalnızca “kaç para kazandırır?” veya “akademik unvan verir mi?” sorularıyla değerlendirmek eksik kalıyor.
PhD'nin asıl farkı, diş hekiminin bilimsel bilgiyle ilişkisini değiştirmesi.
Klinisyen olarak mevcut bilgiyi kullanırsınız.
Araştırmacı olarak o bilginin nasıl üretildiğini sorgularsınız.
Klinisyen-bilim insanı olduğunuzda ise iki dünyayı birbirine bağlarsınız.
Bunun gerçek hayattaki karşılığı oldukça büyük olabilir: Daha iyi materyaller, daha güvenli tedaviler, daha doğru tanı yöntemleri, yeni ilaç hedefleri, daha etkili koruyucu sağlık programları veya sağlık hizmetlerinde daha iyi karar modelleri ortaya çıkabilir.
Amerikan Diş Hekimleri Birliği de diş hekimliği derecesinin araştırma, akademi, ürün geliştirme ve diğer klinik dışı kariyerlere açılabileceğini vurguluyor.
Bu yüzden forumdaki asıl tartışmayı belki de “PhD yapılır mı?” sorusundan başlatmamak gerekiyor.
Daha ilginç sorular şunlar:
Diş hekimliği mezunuyken sizi PhD'ye iten şey ne olurdu: bilimsel merak mı, akademik kariyer mi, klinikte gördüğünüz bir probleme çözüm bulma isteği mi?
PhD ile uzmanlık arasında seçim yapmak zorunda kalsanız, kısa vadeli klinik sonuçları mı yoksa uzun vadeli bilimsel etkiyi mi önceliklendirirdiniz?
Klinik gelirden birkaç yıl vazgeçip araştırmaya yönelmek sizce mantıklı bir kariyer yatırımı mı?
Bir diş hekiminin iyi bir araştırmacı olabilmesi için klinik deneyim mi, yoksa güçlü araştırma eğitimi mi daha belirleyici?
Bence en önemli soru ise şu:
“Ben beş yıl sonra yalnızca daha iyi bir diş hekimi mi olmak istiyorum, yoksa diş hekimliğinin nasıl yapılacağını değiştirebilecek bilgi üretmek mi istiyorum?”
İkinci cevap size daha yakınsa, PhD gerçekten üzerinde düşünmeye değer bir yol olabilir.
Kaynakçayı bağlantılı biçimde ekleUzmanlık ve doktorayı tabloyla karşılaştır
Kaynakçayı bağlantılı biçimde ekle
Uzmanlık ve doktorayı tabloyla karşılaştır
Cinsiyet bölümünü klişelerden arındır